top of page

Erkan Ergüner’in “Apartman Hikâyeleri”

Kitabına Psikolojik Bir Bakış

Erkan Ergüner’in Apartman Hikâyeleri, aynı yaşam alanını paylaşan insanların birbirlerinden ne kadar farklı deneyimler yaşayabildiğini düşündürüyor. Karakterler üzerinden sosyal karşılaştırma, önyargılar, güven ihtiyacı, yalnızlık ve geçmiş yaşantıların ilişkiler üzerindeki etkisi gibi psikolojik konuları ele almak mümkün.

​

Kitabı okurken dikkatimi en çok çeken, bir insan hakkında bildiklerimizle onun hakkında oluşturduğumuz yargılar arasındaki fark oldu. Bir komşumuzun günlük alışkanlıklarını, çevresiyle ilişkisini veya dışarıdan görünen yaşam koşullarını biliyor olabiliriz. Ancak bu bilgiler, onun duygularını, ihtiyaçlarını ve davranışlarının nedenlerini bütünüyle açıklamaz.

​

Bu yazıda karakterlerin yaşantılarını belirli psikolojik kavramlar üzerinden değerlendiriyorum. Bu değerlendirmeler, karakterlere tanı koymayı veya davranışlarını tek bir nedene bağlamayı değil, anlatıdaki insan ilişkilerini farklı açılardan incelemeyi amaçlıyor.

​

Sosyal Karşılaştırma ve Kendilik Değeri

​

Sıla’nın hikâyesinde, çevresinin başarılı ve güzel bulduğu genç bir kadınla karşılaşıyoruz. Bu özellikler, onu başkalarının ilgisinin yanı sıra kıyaslamalarının da merkezine yerleştiriyor. Begüm’ün ön planda olma isteği ve ikinci planda kalmakta zorlanması ise sosyal karşılaştırma ile kendilik değeri arasındaki ilişkiyi düşündürüyor.

​

Sosyal karşılaştırma, kişinin kendisini değerlendirirken başka insanları referans almasıdır. Başkalarının başarıları, kendi hedeflerimizi gözden geçirmemizi sağlayabilir. Ancak kendimizi değerli hissetmemiz sürekli olarak başkalarından daha başarılı veya daha çok beğenilen biri olmamıza bağlıysa, bu karşılaştırmalar yıpratıcı hâle gelebilir.

​

Örneğin bir başkasının gördüğü ilgi, yalnızca o kişiye yönelik bir beğeni olarak değerlendirilmeyebilir. “O beğeniliyor” düşüncesi, “Ben yeterince iyi değilim” yorumuna dönüşebilir. Böylece başka birinin olumlu deneyimi, kişinin kendi değerine yönelik bir tehdit gibi algılanabilir.

​

Begüm’ün davranışlarını bu çerçevede okumak mümkün. Sürekli öne çıkma ihtiyacı, arkadaşlık ilişkisindeki yakınlığın yerini rekabete bırakmasına neden olabilir. Bununla birlikte, hikâyedeki şiddeti yalnızca kıskançlık veya karşılaştırmayla açıklamak doğru olmaz. Bir duyguyu yaşamakla o duyguya dayanarak zarar verici davranışlarda bulunmak birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

​

Önyargılar ve Doğrulama Yanlılığı

​

Metin’e yönelen şüphe, insanlar hakkında oluşturduğumuz ilk izlenimlerin sonraki değerlendirmelerimizi nasıl etkileyebildiğini gösteren bir okuma alanı sunuyor.

​

Bir kişi hakkında olumsuz bir düşünce geliştirdiğimizde, onun davranışlarını bu düşünceyi destekleyecek şekilde yorumlayabiliriz. Sessizliğini çekingenlik yerine bir şey sakladığının göstergesi olarak değerlendirebilir, mesafeli davranışlarını şüphemizi güçlendiren ayrıntılar olarak görebiliriz.

​

“Doğrulama yanlılığı”, mevcut inançlarımızı destekleyen bilgileri daha fazla dikkate alma, onlarla çelişen bilgileri ise gözden kaçırma veya daha az önemseme eğilimidir. Bu süreç, yeterli kanıt bulunmasa bile kendi değerlendirmemizden giderek daha emin olmamıza yol açabilir.

​

Metin’in hikâyesi bu açıdan, gözlem ile yorum arasındaki ayrımı hatırlatıyor. Bir insanın sosyal ilişkilerde zorlanması veya davranışlarının alışılmadık bulunması, onun suçlu olduğuna dair kanıt oluşturmaz. Karakteri değerlendirirken hangi bilgilere dayandığımızı sorgulamak, kendi önyargılarımızı fark etmemize de yardımcı olabilir.

​

Maddi Güvence ve Güvende Hissetme İhtiyacı

​

“Uğursuz Bina” ve “Genç Mehmet” çizgisinde para, sırlar ve güvensizlik öne çıkıyor. Ramazan’ın biriktirdikleri ve bunları korumaya yönelik davranışları, maddi güvence ile kişinin kendisini güvende hissetmesi arasındaki ilişkiyi düşündürüyor.

​

Para, temel ihtiyaçları karşılamak ve geleceğe hazırlanmak açısından somut bir güvence sağlar. Ancak Ramazan’ın hikâyesinde sahip olunanların çevresinde sürekli bir kaybetme endişesi ve kuşku bulunuyor. Bu nedenle onun parayla ilişkisini, güvenliği elindekileri korumaya bağlayan bir yaşam biçimi üzerinden değerlendirmek mümkün.

​

Böyle bir durumda kişinin dikkati, sahip olduklarının sunduğu olanaklardan onları kaybetme ihtimaline kayabilir. Başkalarının yakınlığı da çıkar beklentisi üzerinden yorumlanabilir. Ramazan’ın hikâyesinde dikkatimi çeken, biriktirdiklerini koruma çabasının insanlarla kurabileceği ilişkilerde ne kadar yer kapladığı oldu.

​

Apartmanın “uğursuz” olarak adlandırılması da bu bölümün önemli bir yönü. Bu adlandırma, korkutucu olayları mekânın bir özelliğiyle açıklıyor gibi görünürken anlatı ilerledikçe insanların kararları ve birbirlerine yaptıkları belirginleşiyor. Böylece mekâna yüklenen anlam ile orada yaşanan ilişkileri birlikte değerlendirmek gerekiyor.

​

Yalnızlık ve Sosyal Desteğin Farklı Boyutları

​

Nil’in hikâyesinde doğum sonrası dönem, maddi güçlükler, taşınma, eşiyle yaşadığı uzaklık ve bebeğinin bakımını büyük ölçüde tek başına üstlenmesi bir araya geliyor. Bu koşullar, yalnızlığı ve sosyal desteği birlikte ele almayı gerekli kılıyor.

​

Yalnızlık yalnızca çevrede başka insanların bulunmamasıyla açıklanamaz. Kişi, aynı evi paylaştığı biri varken de anlaşılmadığını, ihtiyaçlarının görülmediğini veya sorumluluklarının paylaşılmadığını hissedebilir. Bu nedenle fiziksel olarak birlikte olmak, kişinin yeterince desteklendiği anlamına gelmez.

​

Sosyal desteğin duygusal ve pratik boyutları burada önem kazanıyor. Duygusal destek; dinlenmek, anlaşılmak ve yaşananları yargılanmadan paylaşabilmekle ilgilidir. Pratik destek ise günlük sorumlulukların somut biçimde paylaşılmasını kapsar. Bebeğin bakımının üstlenilmesi, yemek hazırlanması veya annenin dinlenebilmesi için zaman yaratılması buna örnektir.

​

Nil’in hikâyesi, destekleyici sözlerle günlük yaşamda sunulan yardım arasındaki ilişkiyi sorgulatıyor. Bir kişinin sorumluluklarını yerine getirmeye devam etmesi, bunları zorlanmadan yaptığı anlamına gelmez. Desteğe duyulan ihtiyacın, ancak kişi günlük yaşamını sürdüremediğinde fark edilmesi de yardımın gecikmesine yol açabilir.

​

Doğum sonrası dönemde annenin bedensel toparlanması, dinlenmesi ve ruhsal ihtiyaçları da bebeğin ihtiyaçlarıyla birlikte değerlendirilmelidir. Bununla birlikte, Nil’in yaşadıklarını yalnızlıkla açıklamak veya anlatıdan hareketle ona bir tanı koymak uygun olmaz. Hikâyenin gerçek ile açıklanamayan arasında bıraktığı alanı koruyarak, karakterin taşıdığı yükü ve çevresinden gördüğü desteği tartışabiliriz.

​

Geçmiş Deneyimler ve Aşırı Genelleme

​

“Şişli’de Bir Apartman”da Sadık’ın geçmişte yaşadığı hayal kırıklığı ile insanlara karşı geliştirdiği sert tutum arasındaki bağlantı dikkat çekiyor. Yardım ettiği bir ilişkide incinmiş olması, sonraki ilişkilerine de yansıyor.

​

Geçmiş deneyimler, insanlara ilişkin beklentilerimizi etkiler. Ancak belirli bir kişiyle yaşanan olumsuz bir deneyimin bütün insanlara uygulanması, aşırı genelleme üzerinden değerlendirilebilir. “Bu kişi güvenimi boşa çıkardı” düşüncesinin “İnsanlara güvenilmez” inancına dönüşmesi buna örnektir.

​

Bu tür bir genelleme, kişiye yeniden incinmekten korunacağı hissini verebilir. Buna karşılık yeni ilişkilere yaklaşmayı zorlaştırarak farklı deneyimler yaşama olasılığını da azaltabilir. Kişi herkese mesafeli davrandığında, başlangıçtaki inancını değiştirebilecek ilişkiler kurması güçleşebilir.

​

Sadık’ın hikâyesini bu açıdan, kendini korumak amacıyla benimsenen kuralların zamanla kişinin ilişkilerini sınırlaması üzerinden okuyorum. Geçmişi, davranışlarını anlamak için bir bağlam sunuyor; başkalarına verdiği zararın sorumluluğunu ortadan kaldırmıyor.

​

Ruminasyon ve Geçmişin Gelecek Üzerindeki Etkisi

​

Nefise’nin intikam amacıyla yaşamının yönünü değiştirmesi, geçmişte yaşanan bir haksızlığın sonraki kararlar üzerindeki etkisini düşündürüyor. Haksızlığa uğrayan kişi, olanları anlamlandırmak, nedenlerini açıklamak veya bir karşılık bulmak için yaşananlara tekrar tekrar dönebilir.

​

Ancak bir olay üzerine düşünmek her zaman çözüm üretmekle sonuçlanmaz. Aynı soruların ve olumsuz yaşantıların yeni bir anlayışa ulaşmadan zihinde tekrarlanması, ruminasyon kavramıyla ele alınabilir. Bu düşünme biçimi, kişinin dikkatini geçmişte tutarken acı ve öfkenin sürmesine katkıda bulunabilir.

​

Nefise’nin seçimlerini bu çerçevede değerlendirdiğimde, geçmişteki haksızlığın eğitiminden ilişkilerine kadar hayatının farklı alanlarında belirleyici hâle gelmesi öne çıkıyor. Buradaki mesele, kişinin yaşananları unutması veya affetmesi gerektiği değildir. Geçmişteki olayın, bugünkü ihtiyaçlarına ve geleceğe ilişkin hedeflerine ne ölçüde yön verdiğidir.

​

Genel Değerlendirme

​

Apartman Hikâyeleri, karakterlerin ilişkileri üzerinden kendimizi ve başkalarını değerlendirme biçimlerimizi sorgulamaya olanak tanıyor. Kıyaslamalar, ilk izlenimler, güvenlik ihtiyacı ve geçmiş deneyimler; hem davranışlarımızı hem de çevremizdeki insanları nasıl yorumladığımızı etkileyebiliyor.

​

Kitabın benim için öne çıkan yönü, dışarıdan görünen davranışlarla bu davranışların içinde geliştiği koşullar arasındaki farkı düşündürmesi oldu. Psikolojik bir değerlendirme, gözlemlediğimiz davranışı kişinin ilişkileri ve yaşantılarıyla birlikte ele almayı; aynı zamanda bildiklerimizle varsayımlarımızı ayırmayı gerektiriyor.

​

Bir insanın davranışını anlamaya çalışmak, o davranışı haklı bulmak anlamına gelmez. Ancak hızlı yargılar yerine daha dikkatli değerlendirmeler yapabilmemizi sağlayabilir. Kitabı bu açıdan, başkaları hakkında vardığımız sonuçları ve bu sonuçlara nasıl ulaştığımızı sorgulatan bir anlatı olarak okudum.

​

Son olarak, kitap üzerine sohbetimiz için Sayın Erkan Ergüner’e teşekkür ederim.

​

​

Psikolog Merve Ceren Çırağ

​

​

Bu yazı yalnızca bilgilendirme ve farkındalık amacıyla hazırlanmıştır. Herhangi bir tanı, tedavi veya kişiye özel psikolojik öneri niteliği taşımaz ve profesyonel psikolojik desteğin yerine geçmez.

​

Bu yazı Merve Ceren Çırağ tarafından hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden ve izin alınmadan kopyalanamaz veya başka mecralarda yayımlanamaz.

​

Yeni Yazılar E-postana Gelsin

Okuma Odası’na eklediğim yeni yazılardan ve psikolojiye dair paylaşımlarımdan haberdar olmak için e-posta listeme katıl.

bottom of page